AŞK!

Aşk; Cenab-ı Hakk'ın bir lütfûdur. Allah aşk ve muhabbet telleriyle mahlukatı birbirine bağlamış, dünyanın ilm-i ezelideki mukadder olan zamanına kadar nizam ve intizamla devam ve bekasını, imarını, her cins canlının üremesini ve devamını bu aşk ve muhabbet vasıtasıyla sağlamıştır. Eğer aşk ve muhabbet olmasaydı hiç bir canlı birbirini sevemez, birbiriyle kaynaşamaz ve yuva kuramazdı. Gene aşk ve muhabbet olmasaydı bu ağir ve çetin hayat mücadelesi içinde, erkek ve kadın birbirine sevgi ile bağlanmaz, birbirine kavuşmayı istemez ve daima birbirinden kaçarak, uzaklaşarak aile yuvası kurmaz ve böylece cemiyetin nizam ve intizamı devam etmezdi.

Sevgi; insanın arzuladığı bir şeye meyletmesidir. Bunun şiddetli ve kuvvetli şekline “AŞK“ denir!

Aşk-ı Hakiki ; Allah ve Rasulüne yönelik olan aşktır. Edebi ve hakiki olan bu aşk, insanı, seveni, sevileni, sevgiyi yaratan, yaşatan Rabbine ulaştırır. Peygamber efendimize karşi duyulan aşk, yolun sonunda kişiyi Allah sevgisine ulaştırır.

Aşk-ı Mecazi ; Yaratılan mahlukatı, birbirine bağlayan, kaynaştıran sevdiren bu aşk ise fâni ve geçicidir.

Aşk-ı Mecazi, aşk-ı hakikinin köprüsüdür. Hakikat semtine mecaz köprüsü vasıtasıyla geçilebileceğini, aşk-ı mecaziye tutulanların neticede aşk-ı hakikiye geçecekleri haber verilmiştir. Züleyha'nın Yusuf (A.S)'a , Kerem'in Aslı'ya, Mecnun'un Leyla'ya aşık olmaları gibi.

Yoğ idi levhü kalem, aşk var idi,

Aşık-u ma'şuk-u aşk bir yâr idi.

Aşık-u ma'şuk-u aşk bir yâr iken,

Cebrâil ol arada ağyâr idi...

Hasretim ilahi grubu